24 Nisan 2013 Çarşamba

Çukurcuma Hızla Başkalaşıyor

Deniz Özcan yazdı..

Bağlamsallık üzerinden mimarlıkta yer okuması dersi kapsamında inceleme konusu olarak Çukurcuma Mahallesi seçildi. Seçime yön veren ise mahallede yer alan “çıplak ayaklar kumpanyası” adındaki mütevazi performans mekanı ile kurulan ilişki oldu. Mekana ulaşım sırasında, mahallenin aktörlerinden olan, sokakların ve yapıların rengini, kokusunu algılama fırsatı buldum.

Bu deneyim, ders için uygun malzemeleri içinde barındırıyordu. Bir mekana, yer olma özelliğini ne gibi faktörlerin katkı sağladığı noktasında birçok doneye ulaşmak mümkündü. Mahalleleri sınırlandıran ne bir tel örgü ne de bir istinat duvarıdır. Sınırları yaratan kullanılan mekanlar, sokaklardır. Mahalleler nefes alır, sokağı yaşarlar. Giderek insan ilişkilerinin betona büründüğü, sokaktan koptuğu şehir yaşantısında, Çukurcuma hala nefes alabiliyor. Ancak rantın artarak devam ettiği bir ortamda bu mahallenin başkalaşmadan kalabilmesi kullanıcıya kalmış durumda.
 
Çukurcuma geçmişine değinmek gerekirse, Cenevizliler döneminden itibaren ticaretin yaygın olduğu bir merkez. Ticaretin baş aktörleri ise antikacılar. Bölge farklı kültürlerin etkisinde olduğu için antika ürünleri çeşitlilik göstermektedir. Peki, bu farklı kültürler hangileri? Müslümanlar, Museviler, Rumlar, Ermeniler… Bir rivayete göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethinden sonra ilk Cuma namazını bu bölgede kılıyor. Bölgenin fiziki yapı özelliği olarak çukur bir alanda yer alıyor olması ile birlikte de mahalleye adı bu şekilde veriliyor. Tipik bir Osmanlı mahallesi özelliği taşıyan Çukurcuma, Sultan II. Mehmed tarafından kurulan Tophane-i Amire ile askeri bir kimlik taşımaya başlıyor. O dönemde bölgenin konut ihtiyacını karşılıyor.
16.yy 1540’larda Mimar Sinan tarafından yapılan bir cami bulunuyor, Çukurcuma Cami. 1 Mart 1823 yılında çıkan “Firuzağa yangını” sonrası kullanılamaz hale gelen cami geçirdiği onarımla şimdiki mescid görünümünü alıyor. 18.yy döneminde mahalleye Ömerağa Çesmesi yapılıyor. Çeşmelerin mahalle yaşamındaki rolü önemlidir. Sosyal yaşamın önemli unsurlarını içinde barındırır. Çukurcuma’da bu yüzyıldan itibaren Pera bölgesine yerleştirilen büyükelçiler için çoğu kagir yapı niteliğinde, Yunan-İngiliz-İtalyan sefarethaneleri inşa ediliyor. 19.yy sonu 20.yy başlarında tipik Osmanlı yapıları yanında kagir yapıların sayısı artmaya başlıyor.


Birbiriyle kaynaşmış şekilde yaşayan Çukurcuma’nın ilk kırılma noktası Rumların Yunanistan’a göçü ile oluyor. Ardından sonraki süreci Anadolu’dan bölgeye göç izliyor. İlk gelenler ise Bayburtlular. Bu göç ile birlikte mevcut yapıların kullanımı veya yeni yapıların inşası, mahallede değişimi kaçınılmaz kılıyor. Konumu itibari ile semtin İstiklal Caddesinin hemen altında, Cihangir’e komşu olan mahalle, günümüzde rantın olumsuz etkileriyle yüzleşmeye başladı. Bu tanışma semtin yaşamını hızla başkalaştırıyor. Bünyesinde Cezayir Konsolosluğu, Fransız sokağı, Masumiyet müzesi, Firuzağa Hamamı, apart ve butik oteller, moda tasarım evleri, konsept butikler, sanat galerileri, takı atölyeleri barındıran Çukurcuma, büyük bir hızla yaşayan hayat damarlarını değiştiriyor. Alana özelliğini, tarihini yaşatan faktörler birer birer değişime uğruyorlar.
Semte olan ilginin ne denli arttığı ise şu örnekle gözler önünde; 100-200 bin liraya alıcı bulan konutlar şimdilerde 1-2 milyon liraya satılabiliyor. Bölgedeki kiralar %300 artmış durumda. Yeni kafelerin, Fransız sokağının, konsept tasarım mağazalarının, apart ve butik otellerin mahalleye taşımış olduğu yeni sosyal yapı, öncekinin yerini almaya devam ediyor.

Bu devam eden çizgi Çukurcuma’nın yer olma özelliğini etkilemeyecektir. Ancak ona bu anlamı katan değerleri başkalaştırdığı için özünü kaybederek farklı bir yapıya bürünecektir. Şehirler organiktir. Yaşarlar ve büyürler ... Bu büyüme planlı ve nitelikli olduğu sürece o şehir kaos ortamından kurtulur. Çukurcuma’yı başkalaştıran sosyal yapı insan egosu var olduğu sürece bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde,  devam edeceğe benziyor. İstanbul’u kaosa sürükleyen yaptırımlar bir süre sonra şehrin insanları taşıyamaz hale gelmesine neden olacaktır. Mahalleleri yıkıp yerine ranta dayalı bir düzenle yeni mahalleler yaratmak, buna da kentsel dönüşüm, kentsel yenileme adını takmak sosyal yaşama vurulan büyük darbelerdir. Bu süreç kimi zaman siyasi yönetimlerle kimi zaman da kullanıcının yaptıklarıyla devam ediyor. Antikacıların semti Çukurcuma hızla başkalaşmaya devam ediyor.

Deniz Özcan

4 yorum:

  1. Bi gidip görmek lazım o zaman. Ama en son Fransız Sokağı'na gittiğimde bidünya ergen öbek olmuş, kafelerin tamamında Gülşen ve/ya Demet Akalın çalıyordu.

    Kültürü ya da yazıda bahsedilen dokusu zaten içine içine çürümüş gibi.

    İçi çürük olunca dışarıdan fiskeyle yıkmak çocuk oyuncağı olsa gerek.

    Güzel yazı. Tarihini bilip gitmek daha keyifli olacak.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. malesef özellikle İstanbul'u içten içe çürütmek pek zor olmuyor. İçten içe çürütmeseler bile işin içine rant girince, illa ki bir bahane bulunuyor. Keyifli gezmeler olsun size =)

      Sil
  2. çok hoş bir yazı. Benim de bi Çukurcuma'yı gezme planım vardı. Bu yazıdan sonra şart oldu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler. dilerim bu yazıyı okuyan herkes bu açıdan bakarak da gezer. güzel gezmeler =)

      Sil

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Online Project management